Çocuk Kitapçısı: Kipitap.com dördüncü röportajını Haziran ayında sevgili Anıl Tortop’la yaptı. Çok keyifli geçen sohbetimizde çocuk kitaplarının resimlenme aşamasını, illüstrasyonun çocukların estetik algısı üzerine etkilerini vb. okuyacaksınız.
Kipi: Merhaba, biz seni tanıyoruz ama seninle bu röportajda tanışacak olanlar için kendini biraz tanıtır mısın?
Anıl Tortop: Merhaba. Çizmek ben… Çocuk… Kitap… Ee… Nereden başlayacağımı bilemedim. Resimle tekrar tanıştığım yerden başlayayım, Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinden yani. Başladığı gibi bittikten sonra Anadolu Üniversitesi Animasyon Bölümü de başladı ve bitti. Üç yıl boyunca çalıştığım projelerin ardından, tam animatör oldum ben artık diyordum ki çocuk kitapları girdi hayatıma. O zamandan beri (2008) Top Yayıncılık’ta çocuk kitapları resimliyorum.
Kipi: Lisede karar vermişsin aslında geleceğini nasıl şekillendireceğin konusuna. Kendindeki çizme – yaratma yeteneğini ne zaman keşfettin?
Anıl Tortop: Uzun misafirliklerde ebeveynler kağıt oynarken sıkıntıdan yazboz kağıtlarına tipler çizerdim. O zaman mı keşfettiler bilmiyorum ama ailem beni Güzel Sanatlar Lisesi’ne yönlendirdi. Ben de tabi seve seve kabul ettim. Sonra her şey kendiliğinden gelişti.
Kipi: Çocuk kitabı resimlerken nasıl çalışıyorsun? Kitabın yazarıyla görüş alışverişinde bulunuyor musun?
Anıl Tortop: Dosya bana geliyor, okuyorum. Zaten okurken bir taraftan kitap kafamda şekillenmeye başlıyor. Dosyanın ruhuna göre bir çizgi belirliyorum, eskizler yapıyorum. Önce sanat yönetmenimle, sonra da yazarla paylaşıyorum. Görüş alışverişi yapmadan duramam. Bazen önerilere ihtiyacım olabiliyor ya da benim metinle ilgili önerilerim olabiliyor. “Bu lambanın yaylı olduğunu söylemişsiniz ama bu karaktere yakışmayacak, değiştirebilir miyiz?” gibi. Bazen çok şımarıyorum, ama eğlenmek için olacak o kadar. Kitabı resimlerken keyif almazsam, bu elbette çizgiye de yansıyor ve dosyayı olumsuz etkiliyor.
Kipi: Resimlediğin ilk çocuk kitabı hangisiydi? O süreci biraz anlatır mısın?
Anıl Tortop: Henüz Top Yayıncılık’ta çalışmaya başlamamıştım. Ankara’daydım, animatördüm. Bir eğlence fırsatı çıkınca değerlendirdim. Arkadaşım Duygu Cigal’la birlikte resimlediğimiz Keloğlan Masalları serisiydi bu fırsat. Gerçekten keyifli bir süreçti. Ama hayatımda bu kadar büyük bir değişikliğe neden olacağını düşünmüyordum. Çizgifilmci olacaktım ben, kitap resimlemek de neydi?
Kipi: Toplam kaç kitap oldu?
Anıl Tortop: 35!
Kipi: Çalışma sürecinden bahseder misin biraz, aklına bir şey geldiğinde hemen kağıt kaleme mi sarılıyorsun?
Anıl Tortop: Soruyu iki yönden yanıtlayayım. Çalışma sürecinden kastın resimlediğim kitaplarsa, evet. Zaten genellikle kağıdın kalemin – bilgisayarın başında oluyorum. İş dışında aklıma gelenler ise ne yazık ki ertelenip duruyorlar. Özellikle son zamanlarda o kadar yoğun çalışıyorum ki, resimlediğim kitaplar dışında aklıma bir şey gelmesine fırsat bile kalmıyor. Ama işlerin arasına arkadaşlarım için ufak tefek şeyler sokuşturmayı seviyorum. “Aramızda” diyebileceğimiz animasyonlar, resimli asker mektupları, yaşgünü hediyeleri gibi…
Kipi: Türkiye’de illüstrasyon nerede sence?
Anıl Tortop: İşte bu çok zor bir soru. Ben bunu yanıtlayabilecek yerde miyim? Sanmıyorum. Yapılanları olabildiğince izlemeye çalışıyorum ama “Türkiye’de illüstrasyon”u bir yere koyamayacağım henüz. Konuyu “Türkiye’de çocuk kitapları illüstrasyonu” olarak biraz daraltırsak dünyanın bizi görmesi için biraz daha yolumuzun olduğunu, ama hiç de fena gitmediğimizi söyleyebilirim. Çok iyi örnekler, çok iyi çizerler var. Elbette çok kötüleri de var. İyi kitapla kötü kitabı ayıran temel unsurlardan biri zaten illüstrasyon. Kötü resimlenmiş bir kitap, genellikle kitap hakkında doğru bir fikir edinmeyi sağlıyor. Elbette bunun anlamı iyi resimlenmiş kitapların iyi kitaplar olduğu falan da değil. Büyük bütçelerle hazırlanan kötü kitapların; süslü baskılarla, iyi çizimlerle buluşup çocuklara servis edildiği de oluyor.
Kipi: Çocukların okudukları kitaplardaki çizimler, çocukların estetik algılarını nasıl etkiler?
Anıl Tortop: Estetik algıların oluşmasında çok büyük etki sağlayan iki uç örnek vereyim: Ders kitapları ve süper kahramanlı çizgi filmler. Ders kitabı olmayan kitaplar, çocuğa “Beğenme özgürlüğü” tanıyor. Ders kitapları gibi zorunlu da değil, çizgi filmler gibi büyük çarkların içinden geçen ürünler de değil. Çocuk ders kitaplarında sıkıcı çizimler görüyor, çizgifilmlerde olmak istediği şeyi.
Çocuk kitapları, onlara “Aaaa!” dedirtiyor, şaşırtıyor ve heyecanladırıyorsa seviyorlar. Çocuğun kitabı sevmesi çok çok önemli. Burada sadece resim değil, metnin rolü de çok büyük. Kötü hazırlanmış TV dizileri gibi, kötü hazırlanmış kitapların (dolayısıyla illüstrasyonların) da çocuğa da, yetişkine de, denizdeki balıklara da zararlı olduğunu düşünüyorum. Çocuk, algısı en açık olan varlık. Gördüğü her şey, bir şekilde estetik algısını etkiler diye düşünüyorum. Umarım yanılmıyorumdur, yoksa çok üzülürüm.
Kipi: Abartılı çizimlerin çocuklar üzerinde ne gibi etkileri olabilir?
Anıl Tortop: Abartıya varım, ama nasıl bir abartı? Her metnin bir ruhu, taşıyabileceği bir abartı sınırı vardır. Dozunu bilmek, çocuğu korkutmaktan, umutsuzluğa sürüklemekten, üzmekten kaçınmak gerek. Aslında yine metinle birlikte ilerliyor söylediklerim. Metindeki abartının da çocuğu korkutmaktan, umutsuzluğa sürüklemekten, üzmekten kaçınması gerekmiyor mu?
Okuduğum bir kitapta çok sinirli bir kadının saçları yılan şeklindeydi. Elbette metinde böyle bir şey yoktu, sadece çizerin kullandığı insiyatif ve abartı hakkıydı bu. Ama resimde bu abartıyı dengeleyen öyle unsurlar vardı ki, kendini affettirdiği gibi metne olumlu katkı da yapıyordu. Yılan biçimli saçlar öyle ayarındaydı ki, çocuğu korkutmadan, aşırıya kaçmadan resmin ruhunu veriyordu. Dediğim gibi, abartıya varım, ama nasıl olduğu önemli.
Kipi: Bu yıl Top Yayıncılık’tan arka arkaya çıkan birçok kitapta senin çizimlerini görüyoruz. Biraz onlardan bahseder misin?
Anıl Tortop: Top Yayıncılık 25 yıllık bir yayınevi, ama çocuk yazını alanında epey genç. İki yıl önce aralarına katıldığımda çocuk yazını ürünlerine yeni başlanıyordu. Kadro çok heyecanlıydı, bu heyecanı bana da bulaştırdılar. Şimdi bakıyorum, hala çok heyecanlıyız. Güzel şeyler yaptığımıza inanıyoruz / görüyoruz. Beni dinleyen, fikirlerime değer veren, çocuk kitabındaki resimlerin değerini çok iyi bilen bir ekiple çalışıyorum. Birlikte şımarabildiğimiz, eğlenebildiğimiz bir ekip. Top Yayıncılık, ağırlıklı olarak ders kitapları ve eğitime yardımcı kaynaklar üzerine çalışıyor. Bu bölümlere de katkı veriyorum. Ama bir çizer olarak baktığımda, çocuk yazını gibisi yok. Bu alan bana çok daha fazla keyif veriyor.
Bu yıl arka arkaya Şiir Amcanın Düşleri, Bir Sürü N Bir K, Şiir Cebi, Yuvarlak Masanın Lambaları, Taş Duvarların Sesi, Sağdaki Yedinci Taş, Arsadaki Çadır ve Maskeli Kıraça kitaplarını hazırladık. Henüz yılın ortasındayız, 2010 bitmeden gelecek birçok yeni kitap daha var. Maskeli Kıraça hariç, tamamını ben resimledim. Benim için her biri ayrı bir süreç, ayrı bir heyecandı. Bir haftada bitirdiğim kitap da oldu, iki ayda bitiremediğim de. Süreç, süreden bağımsız çalışıyor resimlemede.
Kipi: En sevdiğin çocuk kitaplarını soralım:)
Kipi: Vee son olarak yakın zaman projelerin içinde neler var?
Anıl Tortop: İyi kitaplar yapmaya devam… Ad veremem, bilmiyorum çünkü. Çok dosya var üzerinde çalışılan ama bana teker teker geliyorlar, gözüm korkmasın diye. Bir animasyon projesi var, ne için olduğunu söyleyemem şimdilik. Yeni sezonda hep birlikte göreceğiz.
Kipi: Çok teşekkür ederiz bize vakit ayırdığın için, çok keyifli bir sohbet oldu. Yeni projelerle yeniden görüşmek üzere:)
Bu röportaja kadar, Anıl’ı erkek sanıyordum.
Çizimlerini çok beğendiğim ve saygıyla takip ettiğim, üstelik kişilik olarak da çok eğlenceli biri Anıl. Hani iyi ki var dediklerimizden….
Anıl Tortop’un çalışmaları bir süredir bizim de ilgimizi çekiyordu. Hatta geçenlerde kendisinden de söz ettiğimiz bir yazı kaleme aldık Bir Dolap Kİtap’ta. Biz Anıl Tortop’un çocuk kitaplarıyla oluşan görsel algıyı, estetik değerleri vs. ileriye taşıyacak çizerlerden olduğunu düşünüyoruz. Bu güzel röportaj için teşekkürler.
Bu yorumlari yeni goruyorum, bir ay gecmis. Agzim kulaklarimda basliyorum gune
Sizlere de Kipi’ye de tesekkurler.
Anıl hanım ben Çocuk gelişimi mezunuyum ve resime de çok meraklıyım bir yıl kursa gittim. Ben de resimleyen olmak istiyorum bana yardımcı olabilir misiniz_? Nereden başlayayım kime başvurayım_? Şimdiden teşekkürler..
Uzun zamandır takip edemiyordum. Bugün bir fırsat yaratıp bu güzel röportajı okudum.Nasıl hoşuma gitti, nasıl keyif aldım bir bilseniz. Anıl’ı uzun zamandır göremiyorum. Yeniden görmüş kadar oldum. Gururlandım, sevindim, yolun daima açık olsun.
Kadriye ablacim, tesekkurler, iyi ki varsiniz ![]()
Canan hanim, cizimlerinizi sevdiginiz yayinevlerine gostererek size uygun projeleri olup olmadigini sorabilirsiniz. Eger daha once cocuk kitabi resimlemediyseniz resimlenmis ya da resimlenmemis herhangi bir kitabi ya da minik bir oyku veya fikrayi resimleyerek onu da sunarsaniz iyi olur. Bu sekilde hem metin-resim uyumu, resimlerde devamlilik, karakterlerde tutarlilik vb. konularda kendinizi gelistirme firsatiniz olur; hem de yayinevi hakkinizda daha net bir fikre sahip olur. Teknik detaylari yavas yavas yayincinizdan ogrenirsiniz, onemli olan resimlerinizin hissettirdikleri. Gec cevabim icin ozur dilerim, basarilar.